Merhaba dostlar. Gereksizler ve kişisel değerlendirmeler serisine devam etmek istiyorum. Dün Vodafone Park'ta düzenlenen Türkiye Mühendislik Kariyer Fuarı'na katıldım. Çeşitli firmaların İK'larına hem sima olarak görünüp hem de kendimi tanıtmayı planlarken Vodafone'un düzenleyeceği Corporate Athlete eğitimi dikkatimi çekti ve katıldım.

Aslında giderken eğitim içeriğini, hatta konusunu dahi bilmiyordum. Fakat eğitim sonunda katılmanın aslında bana ne kadar büyük katkı sağladığını gördüm. Son bir buçuk senedir kişisel yenilenme ve dönüşüm sürecimde yaşadığım, hissettiğim ve hayatımda aldığım kararların sistematiğe oturtulmuş halini dinliyor gibi bir hisse kapıldım.

Hayatın yorucu akışı içinde temel anlamda motivasyon olma ve kendimizi keşfetme sürecimizi anlatıyordu aslında. Kişisel becerilerimizi "İlgi Alanı"mıza müdahale etmeye çalışarak değil de "Etki Alanı"mıza etki edip genişlettikçe artırabileceğimizi farkettim. Ek olarak en çok dikkatimi çeken kısımlardan biri de insanların hayatlarındaki önemli ve acil işleri planlamasının başarıya giden yolda ne kadar önemli olabileceğiydi.

Bu kutular başkalarına ne anlattı bilmiyorum ama benim için çok farklı bir yeri oldu. Çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi son bir buçuk senedir hayatımda belli bir sistematiğe oturtamadığım kişisel gereksinim ve kurallarımın düzene oturtulmuş haline benzettim ben bunu.

Mesela herkesin artık monotonlaşmış problemleri olur. Kimisi vücuduna güvenmiyordur ama nasıl geliştirebileceği hakkında da araştırma yapmıyordur. Kimisi dişlerini beğenmiyordur ama dişçiye gitmek için bile yerinden kalkmıyordur. Kimisi gezen insanların Instagram hikayelerinde geziyordur, canı da istemiyor değildir ama bir türlü harekete geçemiyordur. Kimisi spora gitmek istiyordur mesela hep ama erteleye erteleye artık kendine kızar hale gelmiştir.

Ben de böyle dönemlerden geçtiğimde yumruklarımı sıkıp "Ben neden bazı şeyleri yapmak isteyip de yapmıyorum?" dediğimi hatırlıyorum.. Hani yapmaya kapasitem yetmeyecek olsa bunu kabullenip oturmak değil. İmkan olması halinde yapmamak... Çok enteresan gelmişti bana hep. Ki gözümüze "imkansızlıklar" diye gördüğümüz çoğu şey de aslında kendimizi avutma yöntemimiz gibi geliyor ya, hadi neyse...

Gel zaman git zaman artık bir karar verme zamanı gelmişti benim için. Ya hayatta bazı kararlar alıp harekete geçecektim ya da zaman ilerledikçe hep pişman olup "Ah, keşke şunu şu zamanda şöyle yapsaydım! Bizden geçti artık!" gibi klişelerle kendimi avutacaktım. Ki hayatta en sevmediğim şey de bu galiba.

Aslında hayat düşündüğümüz kadar rastgele ilerlemiyor, baya baya rasyonel bana göre. Hani 2 + 2 = 4 gibi de değil ama 4,5 çıkıyor mesela veya 3,80. Bazı şeylerin gereksinimleri ve sonuçları var. Biz genelde sonuçlara odaklanıp gereksinimleri unutuyoruz gibi geliyor bana. Bir şeyi çok istiyoruz ama ona giden yolda neler yapılması gerektiğini ya bilmiyoruz, bilmek için emek vermiyoruz, kafayı çalıştırmıyoruz, bilsek bile harekete geçmiyoruz. Sonra sonuçları için başkalarını suçlamaya başlıyoruz.

En basitinden büyük oranda vazgeçmiş olsam da benim de sık sık yaptığım bir hatadan bahsedeyim. Çoğumuz okula işe gidiyoruz sınavlarımız veya yetiştirmemiz gereken bir proje sunumu oluyor. Olağan süreç öğrenci açısından, ilk başta derslere gelmektir. Daha sonra dersi dinlemek, sonrasında sınava hazırlanmak ve sınava girmek. Biz ilk başta derse gelmeyerek kaybediyoruz mesela. Ha bahaneler hemen hazır olacak tabi "Uyanamadım!", "Gece geç yatmıştım!", "Çok uzağım!", "Zaten bir şey anlamıyorum ki!" falan filan uzar gider. Bu gayet açıktır gece ikiye üçe kadar film, dizi izlemeyip dizini kırar yatarsan sabah dörtte bile kalkabilirsin. Okuldan gelince gece onda yat mesela hiçbir şey kaybetmezsin ama yapmıyoruz işte. Belki sonuçlarını bile bile ama yapmıyoruz. Diğer bahaneleri de buna benzetebiliriz. Derse gelmeyeceğiz, gelsek bile dinlemeyeceğiz, hadi bunları yapmadık sınavlara da çalışmayacağız. Sonra "Vay bilmem ne hocası!", "Bu sınav da çok zordu be kardeşim!", "Hoca yüzünden!", "Sınıfta kimse yapamadı ki abi!", "Filancanın sınavı da kötü geçmiş!"...

Kutuya geri dönecek olursam son dönemde aslında doğal hayat rutinimde önemli fakat acil olmayan yani ikinci kutudaki işlere ayırdığım zaman kadar mutlu ve başarılı olduğumu görmüş oldum. Bundan sonraki süreçte de hep bir köşemde olacak olan bu tabloya da bu eğitim sayesinde ulaşmanın benim için de yeri çok farklı.

Sözün özü çok uzattım yine hayatta aldığımız ve doğru olduğunu bilmemize rağmen almadığımız, belki almaktan korktuğumuz, yapmaya üşendiğimiz kararlar var. Belli bir zaman geçince hayattan ne dersine girdiğimiz hocaya ettiğimiz küfür paklar bizi, ne de al(a)madığımız kararlar...

Eğitimi organize eden Vodafone Türkiye ailesine ve sıkılmadan iki saat bizim kahrımızı çeken Duygu Özkarabıyık'a da fazlasıyla minnettarım. Ayrıca Stephen Covey'in "Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı" kitabını da en yakın zamanda temin edip okuyacağım. Tekrardan her şey için çok teşekkürler.