Rotasuz Adana kim? Önce bunu açıklamak lazım. Rotasuz ismi vizelerden sonraki Amasya ziyaretimde halamın oğlu namı diğer Rotasuz Amasya'nın bana taktığı bir göbek adı oldu. Rotasuz Amasya-Adana gezilerine henüz başlayamasak da ilk gezi yazımda bu ismi kullanmak güzel olacak gibi. :)

Hadi başlayalım!

Finallerden bunalıp bir yerlere kaçsam diye düşünürken aslen Arnavut olan arkadaşımın yaz tatili için evine gitmesini de değerlendirip ve bir fırsatını bulup kısa bir Balkan kaçamağı yapma fırsatım oldu. İlk başta otostopla gitmeyi planlıyordum ama hem yolun uzun olması hem yurtdışı olması hem de yurtdışında hiç otostop deneyimim olmadığı için otostop fikrini elemek zorunda kaldım. Diğer ihtimal ise otobüsle Arnavutluğa gitmekti ama otobüs de baya sıkıcı bir yolmuş gibi geldi. :) Son gün kafayı kırıp arabayla çıkmaya karar verdim. Ha fena da olmadı tabi. :)

İLK GÜN - YOLA ÇIKIYORUM

Hazırlıkları, çadırı, tulumu, ıvır zıvırı önceki gün tamamladıktan sonra yola çıktım. Hedef İpsala Sınır Kapısı! Sınır kapısına varmadan son benzinlikte depoyu doldurduktan ve yanıma yolluk olarak bi ekmek ve hazır köftelerden aldıktan sonra fazla zaman kaybetmeden sınır kapısına yola koyuldum. Sınıra geldiğimde Turing ofisinden yurtdışında geçerli Yeşil Sigortamızı da yaptırdıktan sonra bi sorun vardı, yurtdışı çıkış pulu. İşin kötü tarafı 15 lira ücreti ödeyecek kadar ₺ bile yoktu yanımda. Veznedeki görevlinin toleransı sayesinde yanımdaki Euro ile pulu alınca her şey tamamdı. Türkiye'den çıkarken ilk yurtdışı çıkışım olmamasına rağmen içimi bir hüzün kaplamadı değildi.

Yunanistan

Sınırı geçerken herhangi bir sorunla karşılaşmadım ama Yunan polisinin "Kaç paket sigara var?" sorusuna elimle "Üç" yapıp "Dört" demem heyecanımı belli ediyordu sanırım. :) Planda aynı gece Arnavutluğa varmak olduğu için kısa tuvalet, atıştırma ve sigara molaları hariç mola vermedim diyebilirim. Bir yandan da "Otostopla gelmiş olsaydım çekebilir miydim, çeksem nerede çekebilirim?" diye düşünürken bir yerde mola verdim. Bir baktım 34 plaka bir tır. :D Kaçırır mıyım fırsatı? Hemen dayıyla sohbet muhabbet ettikten ve Yunan otobanlarında dinlenme tesisi ve benzinlik olmamasına sitem ettikten sonra "Yakıt ve yemek işini en iyi tırcılar bilir." diyerek adama danışayım dedim. Adam bana Arnavutluk sınırına varmadan tesisler ve benzinlik olduğunu söyleyerek içimi rahatlatmıştı. Adamın yanından ayrılıp yanımdaki erzakları gömdükten sonra tekrardan yola koyuldum. Adama da güvenip yakıtım azalana kadar benzinlik bulma derdine girmedim açıkçası. Ama o benzinlik git git gelmiyor ve menzilim azalıyordu. Menzil aşağı doğru 150-130-110 azalırken Yunan otobanı bitmişti. Son gişedeki elemana "En yakın benzin istasyonu nerede?"yi anlatabilmek için kılı kırk yardım. "Oil" dedim anlamadı, "Benzin" dedim anlamadı, "Fuel" dedim anlamadı. En son arabadan inip depoyu gösterince bilmediğini söyledi ve anladığım kadarıyla "ilerisi Albanian" diye bir şey dedi. Çok geçmeden bi 5-10 km sonra Arnavutluk sınırındaydım.

Arnavutluk

Daha 150 km yolum vardı ve menzil 80-90 kalmıştı. Oranın yol durumunu da bilmediğim için sınırı geçince durup oradaki polislere derdimi anlatmaya çalıştım. Pasaportumu kontrol eden memur İngilizce bilmiyordu. Diğer polisi çağırdı ona anlatmaya çalıştım derdimi. Rica edip Arnavut olan arkadaşımı aramasını rica ettim. Cidden babacan bir tavırla çıkardı telefonu verdi bana. Artan'ı arayıp derdimi anlatıp polisle konuşmasını istedim, sağolsun konuştu ve en yakın istasyonun yerini öğrendik. Meğer Arnavutluk'ta adım başı benzinlik(miş). :)

Vardığım istasyona pek güvenemesem de beni yolda bırakmayacak kadar yakıt alıp gecenin bir yarısı hiç bilmediğim bir ülkede yorgunluk, uykusuzluk ve bu heyecanla birlikte yollara koyuldum. Anayola ne zaman bağlanacağım diye düşünürken tüm yolların tek gidiş tek geliş olduğunu farketmek de uzun sürmedi. :) Dağ, taş, bayır yolları gecenin bir vakti aşarken sıksık kendi kendime "Ben neredeyim arkadaş!", "Burada bi yolda kalsam var ya..." diyerek Yunan plaka bir pick-up'un peşine takılıp yola devam ettim. Adam o kadar kıvrak kullanıyordu ki, böylece gözlerim içine batmasına rağmen uyanık kalıyordum. :)

Artan'ın attığı konuma gelince bir iki kornadan sonra karanlıktan gelen birini görünce "Oh!" dedim yani. Artan'ı görünce "Sevinsem mi? Üzülsem mi? Sövsem mi?" bilemedim yani. :)

DEVAM EDECEK…